BİR DÜŞÜN YANSIMASI

Muhammedi Bakış ve Yaşayış için Tefekkür Paylaşımı...

Muhammedi yaşayış, tasavvuf, tefekkür, salat ve hayat, Kuran Sünnet, haşyet, inşirah, sadr kalb fuad lüb, Fatiha ile feth, La ilahe illallah Muhammedün Rasulullah


"Eşhedü en lâ ilahe illallâhu ve eşhedü enne Muhammeden abduhȗ ve rasȗluhȗ: Allahım; kesinlikle şehadet ederim ki: "Müstakilen VAR ve Muhtar olan ancak SENsin; Başka "Müstakilen VAR ve Muhtar" YOKTUR. Başka "Müstakilen VAR ve Muhtar" iddiaları yalandır, iftiradır, batıldır ve "YOK" hükmündedir. Ve yine kesinlikle şehadet ederim ki: Hazreti Muhammed (SAV) Efendimiz, SENin Kulun ve Rasȗlündür."

Buna inanarak, bunun ne olduğunu bilerek bir kere söyleyen ateş görmez. Mirac müjdesidir bu. Efendimiz (SAV)'le bize gelen, mü'minlere gelen mirac müjdesidir bu, bir kere söyleyen. Allah'ın izniyle bu iman kişinin yolunu değiştirir ahirette, yanlış kişilerin caddesine düşmez.

Yılmaz Dündar

Tefekkür Paylaşımları

Sayfalar-Şemalar

Söyleşiler

Kitapçıklar

.....

YENİ PAYLAŞIMLAR

 

Tefekkür Paylaşımları; 27 Receb 1436 / 16 Mayıs 2015

İyyaKE Na'budu VE İyyaKE Nestaiyn-3 İndir DİNLE PDF DOC

İyyaKE Na'budu VE İyyaKE Nestaiyn-4 İndir DİNLE

***

İyyaKE Na'budu VE İyyaKE Nestaiyn-1 İndir DİNLE Deşifre PDF DOC

İyyaKE Na'budu VE İyyaKE Nestaiyn-2 İndir DİNLE Deşifre PDF DOC

***

29. Tefekkür Paylaşım Sayfası: Kelime-i Şehadet, 27 Cemaziyelahir 1436 / 16 Nisan 2015

................
....
asagilarinasagisi
...
İndirebilirsiniz....Sen Tanrı mısın-PDF... İnşirah-PDF...FATİHA ile fetih-PDF... Aşağıların Aşağısı-PDF

kitap talep

...

 

DUNİHİ İDDİALARDAN SIYRILARAK ALLAH'A BAĞLANMAYA TALİB OLAN İÇİN...

 

“Allah ayetleri size tilavet olunurken ve içinizde de O’nun Rasulü varken nasıl kâfir olursunuz? Kim “ALLAH”a i’tisam ederse (duniHi olan saptırıcı iddialardan sıyrılarak Allah’a bağlanırsa) gerçekten, o Sırât-ı müstakıym’e hidayet olunmuştur.” (Al-u İmran; 101).

“Allah’a Billâhi anlamıyla iman edip, O’na i’tisam edenlere gelince, onları kendinden bir rahmetin ve fazlın içine sokacak ve onları kendisine varan Sırât-ı Müstakıym’e hidayetlendirecektir.” (Nisa-175).

“Allah, sözün en güzelini, müteşabih ve mesaniy bir kitabı indirdi. Rablerinden haşyet eden kimselerin cildleri O’ndan ürperir. Sonra cildleri ve kalbleri Allah’ın zikrine yumuşar. İşte bu Allah’ın hidayetidir. Onunla dilediğine hidayet eder. Allah kimi saptırırsa, onun için hidayet edici yoktur.” (Zümer -23).

“Allah o kitab ile rızasına talip olanları, Selam yollarına hidayet eder. Ve onları kendi izni ve dilemesiyle zulmetten Nur’a çıkarır ve onları Sırât-ı Müstakıym’e yönlendirir.” (Maide-16).

"O kâfir olanlar: "O’na Rabbinden bir ayet (mucize) inzal edilmeli değil miydi?" derler. De ki: "Muhakkak ki; Allah, dilediğini saptırır, Kendisi’ne dönüp yöneleni de hidayet eder." (Ra’d-27).

Sırât-ı Müstakıym ve Hidayet üzerine olan bu beş ayetten oluşan bir kompozisyon yapıp Kur'an'dan öğüdümüzü almaya Biiznillah gayret edelim:

Nisa-79 ve İnsan-29. ayet gerçeklerini içeren dünya hayatı sürecinde hidayet için bize düşen görev; öncelikle “Âmentü Billâhi ve Rasûlihi” demek ve bu sonuca ulaşabilmek için “Muhtariyeti Tercih Gücü” yetkimizle gayret etmektir. Bu yetkiyi kullanırken bilmemiz gereken Hakk ve Batıl’ı öğrenebilmek, farkını kavrayabilmek ve tercihimizi Hakk Yol için yapabilmek için gerekli olan Furkan’ı bize öğretecek olan ise Kur’an ve bize model olan güzel örnek Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizdir.

Hal böyleyken, insanoğlu bu imkânları nasıl olur da değerlendiremez?

Sonuçta kim duniHi algı ve zann'larından, yani “Sözde Tanrılık İddiası"ndan ve "bu iddianın yaşantısı"ndan vazgeçer, bütün bunlara sırtını döner; Allah’ı hiç unutmaksızın ve Hanîf olarak O’na vechini teslim ederse; Allah onu Sırât-ı Müstakıym’e hidayet etmiştir...

 

Yılmaz Dündar, FATİHA ile fetih'ten

...

MÜTEKEBBİR

"Mütekebbir olmak “BEN” demektir, esasen budur. Mütekebbirlik “BEN” kelimesiyle ifade edilen manadır, Aslında "Mütekebbir" “BEN” kelimesinin sahibi demektir. Bu yüzden diyoruz ki: Esas “BEN” diyen Allah’dır! Bizim “BEN” deyişlerimiz, Allah’ın “BEN” deyişinden bize verdiği bir yetkidir, o yetkiyle "BEN" diyoruz. Çünkü O seni Halife kıldı. Sana Halifetullah diyor ve bu yetkiyi veriyor: “Sana, benim “BEN” deyişimden “BEN” deme yetkisi verdim. Yerime “BEN” deme yetkisi verdim sana. Benim yerime “BEN” de! Ama unutma, “BEN” derken söylediğin "BEN" benim “BEN”im! Bil ki asıl ve tek Mütekebbir Benim. Kibriya bana aittir” diyor.

Kişi Muhammedi idrak ile bunu fark ederse Mütekebbir’i de anlamış olur, bu manaya ters düşünür ve davranırsa asıl o zaman “kibirli” olacağını öğrenir. Değilse (bir kaç sapkın dışında) kimse çıkıp da Allah’a “ben senden üstünüm” diyemez, diyemezsiniz. Kimse O'na üstünlük iddia edemeyeceğine göre ayetlerdeki "kibir, kibirli, mütekebbir, müstekbir" ifadelerini nasıl anlamalı, onları nasıl meallendirmeliyiz? Allaha karşı mütekebbir olmak esas olarak şöyle ele alınmalıdır: “Sözde Tanrılık İddiası” ile; Ben de mülk sahibiyim, Ben de güç sahibiyim, Ben de hüküm sahibiyim manalarını içeren fikir ve fiillerin ortaya koyduğu hayat tarzı ile, Allah’a inanarak veya inanmayarak, Allah’a karşı “Ben de Varım ve Muhtarım” tavrı Allah’a karşı mütekebbir olmaktır. Kur’an’ın “mütekebbir” dediği bu tavırdır, kişi farkında olsun olmasın budur. Mütekebbir olmak; “DȗniHi/Allah'ın dışı zannıyla” varlık iddia etme halidir. Varlık iddiası hem “var” hem de “ilah” olma halidir. Kişi Allah’a mütekebbir olmuşsa artık kendisini başkalarından daha farklı ve hep haklı, hep akıllı zanneder, "ben daha üstünüm" edasıyla fikir yürütür ve fiiller sergiler, kişi normal yaşantıda mütekebbirliğini böyle gösterir: Hep onun kazanması gereken bir yarışın ve gururun söz konusu olduğu bir hayat içerisindedir, öyle yaşamaya çalışır.

Bu bakış açısını fark etmez de "kibr"e böyle yaklaşmazsanız Kur’an’dan amel çıkaramazsınız, gerçek “kibir” nedir bulamazsınız. Oysa korkunç bir gerçek var: Cehenneme gidecek olanlar yalnızca kibirlilerdir. Yalnızca onlar! Cehenneme yalnız mütekebbirler gideceği için Kur’an’daki Mütekebbir’i öğrenmek lazım. Anlatılan cehennemlik amellerin hepsi mütekebbir olmaktan kaynaklanır, hepsi Allah’a karşı kibrin ürünleridir. Eğer "ben işi kaynağından çözeyim" der de Mütekebbirliğini yok edersen cehennemlik tüm ameller senden düşer.

Kur’an’da bahsedilen kibrin normal yaşantıdaki “kibir” olmadığını öğrenen bir kişi, Kur’an’daki Mütekebbir’i öğrenince; “Allahım, ben sana karşı Mütekebbir değilim” der ve sığınır. Gereğini tam yapamıyor olsa bile böyle sığınır. “İyyaKE na’büdü: Allahım yalnız sana kulluk ederiz” derken ulaşmak istediğimiz sonuçlardan birisi de odur: Salattaki "İyyaKE na'budu" öyle bir duruştur ki, “Allahım, sana karşı Mütekebbir değilim” teslimiyetini içerir. Bu hali, bu idrakı içeren bir “iyyaKE na’büdü” bizim için çok önemlidir."

FATİHA ile fetih'ten

***


"Rabbiniz (Ben) değil miyim?"e “evet, bilfiil şahidiz” diyen sözümüz var! Yani "Rabbim Allah'tır Sözleşmesi"ni kabul etmişsin. Bu sözleşmedeki “Şahidiz” ifadesini şöyle düşünürsek mana bize biraz daha somutlaşır: Bu bilgi bize açıldığı zaman ona sahip çıkacağız, o bilgiyi yabancılamayacağız, onu seveceğiz, hatta o bilgi olacağız. Bu mânâ bize “şahidiz” ifadesiyle anlatılmıştır. Kabullenmişiz yani! Kabulleneceksin... “Kabulleneceksin” ifadesi, öğrendiğin zaman şahit olacaksın ve “evet, şahitmişiz” diyeceksin demektir.

...

Eğer talip, “Acaba DûniHİ algıda mıyım?” diye her türlü halini test etmezse, uzun süre farkında bile olmadan DûniHİ algıda yaşar; bu algıda olunca da bu algıya ait zann’lar kaçınılmazdır. Biriken bu zann’ları temizlemek zordur ve zaman alır. Bu sebepten talib, “Acaba DûniHİ algıda mıyım?” diye kendisini daima test etmelidir. Bu algıdan kurtulmak düşüncesi ve hedefiyle La ilahe illallah ve La havle ve La kuvvete illa Billah zikrullahını görev edininiz. Böyle yaparsanız çok başka olursunuz...

Yılmaz Dündar - Aşağıların Aşağısı'ndan

...

Eşhedü en La ilahe illAllahu ve eşhedü enne Muhammeden abduHU ve rasuluHU." Allahım; temizlenmiş ve tövbe etmiş, senin sıratı müstakıymine dahil olmuş, kendisinde bir korku ve mahzunluk bulunmayan, nefs-i mutmain salih kullarından eyleyiver biz kullarını Allahım... Allahım; o zor günde, diyn gününde, şiddetli günde senin huzuruna kalbi selim ile gelmiş, kendisinde bir korku ve mahzunluk bırakmadığın, yüzünü nurunla nurlandırdığın, kitabını sağ tarafından verdiğin, mizanında sevapları ağır gelen, cehennem ateşinden koruduğun, cennetinle mükafatlandırdığın, Rasulullah, Nebiullah, Habibullah Efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem'e komşu eylediğin, Cemalullah'la şereflendirdiğin mutlu kullarından eyleyiver biz kullarını Allahım... Âmin. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve Ademe ve Nuhin ve İbrahiyme ve Musa ve İsa ve ma beynehüm minen Nebiyyine vel Murseliyn. Salavatullahi ve selamüHU aleyhim ecmaıyn, birahmetike ya erhamer rahımiyn, vel hamdü lillahi rabbil alemiyn. El-Fatiha.

...

Evrak sayar gibi değil! Ciğerden... Birisine canı gönülden “Allah senden razı olsun, beni nasıl da sıkıntıdan kurtardın” der gibi bir salâvat... Bu tefekkürle kişi Rasul’ü hayalleyip; “Ya Rasulallah” dese ve şu salâvatı yapsa ne güzel olur: "Cezallahu anna seyyidina Muhammeden ma Hüve ehlüh: Ey Allahım, ben O’nu kavrayamam, ben O’nu anlayamam. Benim O’nu anlayacak, kavrayacak gücüm yok. Rasulünü hakkıyla Sen biliyorsun, çünkü O Senin Rasulün. O’na hak ettiği mevkiyi ver Allahım.”

Bu müthiş bir salâvattır.

...

Bu benim Müstakıym Sıratım’dır, ona tabi olun! Başka “sebil”lere tabi olmayın. Çünkü onlar sizi Allah’ın yolundan elde edeceğinizden ayırır, mahrum eder. İşte bilfiil korunasınız diye Allah size onu vasiyet etti!(En’am-153).

Allah’ın vasiyet etmesi ne kadar önemli bir kavram! Düşünebiliyor musunuz, ayette; “Allah şunu vasiyet etti!” diyor... Allah vasiyet etti ki; Benim yolumdan başka yollara bakma! O yollarda fayda var zannedersin, o faydalar seni “Allah yolunun faydası”ndan mahrum eder! Bu yüzden, İslamiyet’i ve açıkladığı sistemi eğer Sahibi’nden öğrenmezsen çok yanlış bir yoldasın demektir. Veya Sahibi’nin açıklamaları sana “avam” geliyor da inancı ve yaşantısı Muhammedî olmayanların açıkladıkları fikirlerle yol bulmaya ve tatmin olmaya çalışıyorsan, başka felsefelerle amel etmek için uğraşıyorsan; çook yanlış bir yolda olduğunu ve İslamiyet’ten nasibinin olmayacağını bil! Bunu Kur’an bize öğretiyor. Günümüzde, başka felsefelerden yardım arayan, merakla onları okuyanlar var! “Şu düşünür şöyle demiş, şöyle bir açıklama yapmış, şu kişi şöyle bir şey yaşamış” gibi Muhammedi olmayan düşünce tarzlarıyla gündem oluşturan, onlar kendisine daha cazip gelenler var. İslamiyet’i hatır için varmış gibi gören bu zihniyetlere sesleniyoruz: Zihnimizde o tür yönelişler varsa onları yok edelim.

FATİHA ile Feth'e Giriş Söyleşisi'nden Okuyun

...
"Bir konuya bakış açın, idrakın ve idrakınla ilgili her şeyin, bunların hepsinin kaynağı olan Kalb’in, bütün bunların da göstergesi olan yüzün senin “VECH”indir."
Yılmaz Dündar

...

 

"YOK" denilen şey aslında DUNİHİ ALGI ve ona ait... → »

ESFELE SAFİLİYN (AŞAĞILARIN AŞAĞISI)... → »

"BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM... → »

"Billahi algı sürdürülebilirliği ve ikanı için Rüku Hayat Tarzı" → »

kuranı kerim

Kur'an-ı Kerim, Tüm Sureler, Nasır El Katami (İmam, Riyad)

Muhammedi olmak, Efendimizin "OKU"duğunu anlamak ve yaşamaya çalışmaktır

Son Güncelleme: Cuma, 22 Mayıs 2015 10:15