BİR DÜŞÜN YANSIMASI

Muhammedi Bakış ve Yaşayış için Tefekkür Paylaşımı...

Muhammedi yaşayış, tasavvuf, tefekkür, salat ve hayat, Kuran Sünnet, haşyet, inşirah, sadr kalb fuad lüb, Fatiha ile feth, La ilahe illallah Muhammedün Rasulullah

"Siz, sizde neyin açılmasını istiyorsanız Kur'an'dan yararlanın. Kur'an'dan yararlanırsanız, her ayet, bir nevi, kendisinde size o konuya ait bilgiler açar. O bilgileri size, sizde var olan örtüyü çekip alarak açar. Böylece siz sizdeki bilgiyi fark edersiniz. Kur'an önce örtüyü açar, sonra inşaAllah o bilgiyi görmenizi sağlar, sonra da oraya fazla bilgi gelmesine sebep olur. Ama önce örtünün açılması lazım. Bunların hepsi Kur'an ile, Kur'an'ı ders yapmakla, bu konuştuklarımızı tefekkür etmekle olur. Elbette bu tefekkür inanmayanlarla yapılmaz. Konuları inananlarla birlikte ele almak, mü'minlerle oturup konuşmak tartışmak fikri açar..."

Yılmaz Dündar

Tefekkür Paylaşımları

Sayfalar-Şemalar

Söyleşiler

Kitapçıklar

.....

EN SON PAYLAŞIMLAR

 

Kitapçıklar Çerçevesinde Soru-Cevap Tefekkür Paylaşımı (beylerle), 21 Safer 1436 / 13 Aralık 2014

MP3 İndir Dinle *** DOC PDF

Kitapçıklar Çerçevesinde Soru ve Cevap Tefekkür Paylaşımı (hanımlarla), 14 Safer 1436 / 06 Aralık 2014

MP3 İndir Dinle ***  Deşifre DOC PDF

Tefekkür Paylaşım Söyleşisi: KUL ZAT, 30 Muharrem 1436 / 22 Kasım 2014

MP3 İndir Dinle *** Deşifre DOC PDF

................
....
asagilarinasagisi
...
İndirebilirsiniz....Sen Tanrı mısın-PDF... İnşirah-PDF...FATİHA ile fetih-PDF... Aşağıların Aşağısı-PDF

kitap talep

...

ALLAH'A TALİP OLANIN KENDİSİNE KESİNTİSİZ TELKİNİ...

Billahi anlamıyla inanmak çok önemli. Hatta bu imanın ikana dönüşmesi de önemli...

Bu imanın "ikan"a dönüşebilmesinde dikkat etmemiz gereken iki husustan birisi, Allah'a talib olanın mümkün olduğunca kesintisiz olarak kendisine telkinde bulunmasıdır. Talip bu amaçla kendisine kesintisiz telkinde bulunacaktır: "Allah’ın dışı yoktur, ancak Allah: Bütün yaratılanlar İlmullah'ta Allah’ın dileğinin suretleridir, İlmullah'ta var gibi görünenlerdir. Güç Allah’ındır, Mülk Allah’ındır, Hüküm Allah’ındır." Allah’ın dışarısı diye bir kavram olmayınca Allah’tan başka müstakilen var ve muhtar bir varlık düşünmek tamamen yanlıştır, yani boştur, yani BATIL'dır."

İşte bu telkin, yapılacak zikrullah çalışmasının ANA MANASINI, TEMELİNİ, ESASINI oluşturur. İşte bu telkin "Kelime-i Tevhid"dir: "La ilahe illalllah" budur. Yukarıdaki telkin, "La ilahe illallah" derken zihnimizde olması gereken bilinçtir: Onu "Allah’tan başka ilah yoktur" diye de manalandırabiliriz. Çünkü, "ilah" Müstakilen Var ve Muhtar olandır! Allah’tan başka "müstakilen var ve muhtar" olmayınca, yani Allah’ın dışarısı olmayınca, başka "müstakilen var ve muhtar" olan da yoktur.

İşte bu telkin "Zikrullah"tır ve kalbler ancak Zikrullah ile mutmain olur:

“Dikkat edin! Kalbler zikrullah ile mutmain olur.” (Ra'd-28).

Sen bu telkini yaparsan, işte bu telkin ile;

Rabbine yönelenlerden olursun; İnsan-29 ayeti gereği,

Haniyf olursun, Rum-30 ayeti gereği,

Allah’a firar etmiş olursun; Zariyat-50 gereği,

Allah ve Rasulüne hicret etmiş olursun; Nisa-100 ve Ankebut-26 gereği,

"Senden sana sığınırım" demiş olursun; Tevbe-118 gereği,

Evvabiyn (özüne dönen) olursun; İsra-25 ve  Kaf-32 gereği,

Kalbin Kalb-i Munîb (hakikatine dönen kalb) olur; Kaf-33 gereği,

Kalbi ihbat edenlerden (duniHİ algı ile irtibatını keserek kalbi mutmain) olmuş olursun; Hac-54 ve Hud-23 gereği,

Kalb-i Selim (marazdan kurtulmuş kalb sahibi) olursun; Şuara-89 ve Saffat-84 gereği.

Özetlersek, bu telkinle sen:

Muttaki olursun; Bakara-2 gereği,

Nefs-i Levvame'ye girmiş olursun, Kıyamet-2 gereği,

Umulur ki, Rabbim sana Nefs-i Mutmain kapısını açar da O senden razı, sen de O'ndan razı cennete dahil olursun; Fecr; 27, 28, 29 ve 30. ayetler gereği....

 

Yılmaz Dündar, Aşağıların Aşağısı'ndan

...

MÜTEKEBBİR

"Mütekebbir olmak “BEN” demektir, esasen budur. Mütekebbirlik “BEN” kelimesiyle ifade edilen manadır, Aslında "Mütekebbir" “BEN” kelimesinin sahibi demektir. Bu yüzden diyoruz ki: Esas “BEN” diyen Allah’dır! Bizim “BEN” deyişlerimiz, Allah’ın “BEN” deyişinden bize verdiği bir yetkidir, o yetkiyle "BEN" diyoruz. Çünkü O seni Halife kıldı. Sana Halifetullah diyor ve bu yetkiyi veriyor: “Sana, benim “BEN” deyişimden “BEN” deme yetkisi verdim. Yerime “BEN” deme yetkisi verdim sana. Benim yerime “BEN” de! Ama unutma, “BEN” derken söylediğin "BEN" benim “BEN”im! Bil ki asıl ve tek Mütekebbir Benim. Kibriya bana aittir” diyor.

Kişi Muhammedi idrak ile bunu fark ederse Mütekebbir’i de anlamış olur, bu manaya ters düşünür ve davranırsa asıl o zaman “kibirli” olacağını öğrenir. Değilse (bir kaç sapkın dışında) kimse çıkıp da Allah’a “ben senden üstünüm” diyemez, diyemezsiniz. Kimse O'na üstünlük iddia edemeyeceğine göre ayetlerdeki "kibir, kibirli, mütekebbir, müstekbir" ifadelerini nasıl anlamalı, onları nasıl meallendirmeliyiz? Allaha karşı mütekebbir olmak esas olarak şöyle ele alınmalıdır: “Sözde Tanrılık İddiası” ile; Ben de mülk sahibiyim, Ben de güç sahibiyim, Ben de hüküm sahibiyim manalarını içeren fikir ve fiillerin ortaya koyduğu hayat tarzı ile, Allah’a inanarak veya inanmayarak, Allah’a karşı “Ben de Varım ve Muhtarım” tavrı Allah’a karşı mütekebbir olmaktır. Kur’an’ın “mütekebbir” dediği bu tavırdır, kişi farkında olsun olmasın budur. Mütekebbir olmak; “DȗniHi/Allah'ın dışı zannıyla” varlık iddia etme halidir. Varlık iddiası hem “var” hem de “ilah” olma halidir. Kişi Allah’a mütekebbir olmuşsa artık kendisini başkalarından daha farklı ve hep haklı, hep akıllı zanneder, "ben daha üstünüm" edasıyla fikir yürütür ve fiiller sergiler, kişi normal yaşantıda mütekebbirliğini böyle gösterir: Hep onun kazanması gereken bir yarışın ve gururun söz konusu olduğu bir hayat içerisindedir, öyle yaşamaya çalışır.

Bu bakış açısını fark etmez de "kibr"e böyle yaklaşmazsanız Kur’an’dan amel çıkaramazsınız, gerçek “kibir” nedir bulamazsınız. Oysa korkunç bir gerçek var: Cehenneme gidecek olanlar yalnızca kibirlilerdir. Yalnızca onlar! Cehenneme yalnız mütekebbirler gideceği için Kur’an’daki Mütekebbir’i öğrenmek lazım. Anlatılan cehennemlik amellerin hepsi mütekebbir olmaktan kaynaklanır, hepsi Allah’a karşı kibrin ürünleridir. Eğer "ben işi kaynağından çözeyim" der de Mütekebbirliğini yok edersen cehennemlik tüm ameller senden düşer.

Kur’an’da bahsedilen kibrin normal yaşantıdaki “kibir” olmadığını öğrenen bir kişi, Kur’an’daki Mütekebbir’i öğrenince; “Allahım, ben sana karşı Mütekebbir değilim” der ve sığınır. Gereğini tam yapamıyor olsa bile böyle sığınır. “İyyaKE na’büdü: Allahım yalnız sana kulluk ederiz” derken ulaşmak istediğimiz sonuçlardan birisi de odur: Salattaki "İyyaKE na'budu" öyle bir duruştur ki, “Allahım, sana karşı Mütekebbir değilim” teslimiyetini içerir. Bu hali, bu idrakı içeren bir “iyyaKE na’büdü” bizim için çok önemlidir."

FATİHA ile fetih'ten

***


"Rabbiniz (Ben) değil miyim?"e “evet, bilfiil şahidiz” diyen sözümüz var! Yani "Rabbim Allah'tır Sözleşmesi"ni kabul etmişsin. Bu sözleşmedeki “Şahidiz” ifadesini şöyle düşünürsek mana bize biraz daha somutlaşır: Bu bilgi bize açıldığı zaman ona sahip çıkacağız, o bilgiyi yabancılamayacağız, onu seveceğiz, hatta o bilgi olacağız. Bu mânâ bize “şahidiz” ifadesiyle anlatılmıştır. Kabullenmişiz yani! Kabulleneceksin... “Kabulleneceksin” ifadesi, öğrendiğin zaman şahit olacaksın ve “evet, şahitmişiz” diyeceksin demektir.

...

Eğer talip, “Acaba DûniHİ algıda mıyım?” diye her türlü halini test etmezse, uzun süre farkında bile olmadan DûniHİ algıda yaşar; bu algıda olunca da bu algıya ait zann’lar kaçınılmazdır. Biriken bu zann’ları temizlemek zordur ve zaman alır. Bu sebepten talib, “Acaba DûniHİ algıda mıyım?” diye kendisini daima test etmelidir. Bu algıdan kurtulmak düşüncesi ve hedefiyle La ilahe illallah ve La havle ve La kuvvete illa Billah zikrullahını görev edininiz. Böyle yaparsanız çok başka olursunuz...

Yılmaz Dündar - Aşağıların Aşağısı'ndan

...

Eşhedü en La ilahe illAllahu ve eşhedü enne Muhammeden abduHU ve rasuluHU." Allahım; temizlenmiş ve tövbe etmiş, senin sıratı müstakıymine dahil olmuş, kendisinde bir korku ve mahzunluk bulunmayan, nefs-i mutmain salih kullarından eyleyiver biz kullarını Allahım... Allahım; o zor günde, diyn gününde, şiddetli günde senin huzuruna kalbi selim ile gelmiş, kendisinde bir korku ve mahzunluk bırakmadığın, yüzünü nurunla nurlandırdığın, kitabını sağ tarafından verdiğin, mizanında sevapları ağır gelen, cehennem ateşinden koruduğun, cennetinle mükafatlandırdığın, Rasulullah, Nebiullah, Habibullah Efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem'e komşu eylediğin, Cemalullah'la şereflendirdiğin mutlu kullarından eyleyiver biz kullarını Allahım... Âmin. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve Ademe ve Nuhin ve İbrahiyme ve Musa ve İsa ve ma beynehüm minen Nebiyyine vel Murseliyn. Salavatullahi ve selamüHU aleyhim ecmaıyn, birahmetike ya erhamer rahımiyn, vel hamdü lillahi rabbil alemiyn. El-Fatiha.

...

Evrak sayar gibi değil! Ciğerden... Birisine canı gönülden “Allah senden razı olsun, beni nasıl da sıkıntıdan kurtardın” der gibi bir salâvat... Bu tefekkürle kişi Rasul’ü hayalleyip; “Ya Rasulallah” dese ve şu salâvatı yapsa ne güzel olur: "Cezallahu anna seyyidina Muhammeden ma Hüve ehlüh: Ey Allahım, ben O’nu kavrayamam, ben O’nu anlayamam. Benim O’nu anlayacak, kavrayacak gücüm yok. Rasulünü hakkıyla Sen biliyorsun, çünkü O Senin Rasulün. O’na hak ettiği mevkiyi ver Allahım.”

Bu müthiş bir salâvattır.

...

Bu benim Müstakıym Sıratım’dır, ona tabi olun! Başka “sebil”lere tabi olmayın. Çünkü onlar sizi Allah’ın yolundan elde edeceğinizden ayırır, mahrum eder. İşte bilfiil korunasınız diye Allah size onu vasiyet etti!(En’am-153).

Allah’ın vasiyet etmesi ne kadar önemli bir kavram! Düşünebiliyor musunuz, ayette; “Allah şunu vasiyet etti!” diyor... Allah vasiyet etti ki; Benim yolumdan başka yollara bakma! O yollarda fayda var zannedersin, o faydalar seni “Allah yolunun faydası”ndan mahrum eder! Bu yüzden, İslamiyet’i ve açıkladığı sistemi eğer Sahibi’nden öğrenmezsen çok yanlış bir yoldasın demektir. Veya Sahibi’nin açıklamaları sana “avam” geliyor da inancı ve yaşantısı Muhammedî olmayanların açıkladıkları fikirlerle yol bulmaya ve tatmin olmaya çalışıyorsan, başka felsefelerle amel etmek için uğraşıyorsan; çook yanlış bir yolda olduğunu ve İslamiyet’ten nasibinin olmayacağını bil! Bunu Kur’an bize öğretiyor. Günümüzde, başka felsefelerden yardım arayan, merakla onları okuyanlar var! “Şu düşünür şöyle demiş, şöyle bir açıklama yapmış, şu kişi şöyle bir şey yaşamış” gibi Muhammedi olmayan düşünce tarzlarıyla gündem oluşturan, onlar kendisine daha cazip gelenler var. İslamiyet’i hatır için varmış gibi gören bu zihniyetlere sesleniyoruz: Zihnimizde o tür yönelişler varsa onları yok edelim.

FATİHA ile Feth'e Giriş Söyleşisi'nden Okuyun

...
"Bir konuya bakış açın, idrakın ve idrakınla ilgili her şeyin, bunların hepsinin kaynağı olan Kalb’in, bütün bunların da göstergesi olan yüzün senin “VECH”indir."
Yılmaz Dündar

...

 

"YOK" denilen şey aslında DUNİHİ ALGI ve ona ait... → »

ESFELE SAFİLİYN (AŞAĞILARIN AŞAĞISI)... → »

"BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM... → »

"Billahi algı sürdürülebilirliği ve ikanı için Rüku Hayat Tarzı" → »

kuranı kerim

Kur'an-ı Kerim, Tüm Sureler, Nasır El Katami (İmam, Riyad)

Muhammedi olmak, Efendimizin "OKU"duğunu anlamak ve yaşamaya çalışmaktır

Son Güncelleme: Pazartesi, 16 Mart 2015 13:42